Siz siz olun bunları yapmayın diye yazıyorum...
Önce 2 yaş civarı bir deneyelim, olmadı mı, hadi 2,5 yaş , yine olmadı çocuk bunaldı, hadi yaz geldi , tam 3 yaş olduk, yine deneyelim.... offfff
Tuvalet eğitimine bodoslama atlamadım. Okudum, araştırdım. Etrafımdaki annelerin tecrübelerinden, yazdıkları yazılardan faydalandım. Ama gel gelelim, nasıl oldu da bu kadar çuvalladım, yapılmaması gereken herşeyi bir bir nasıl yaptım bilmiyorum.
Aslında biliyorum.
Ben hiç hazır değildim. Çünkü bez konforluydu, bez rahattı. 36 ay boyunca ne pişik derdimiz oldu, ne alerji, en büyük problem masrafıydı, rahatlığı yüzünden onu da gözüm görmüyordu. Bilinçaltım beze bu kadar bağlıyken, çocuğu nasıl ikna edecektim?
"Bezleri çıkardık, külotlar giydik" şarkısı eşliğinde her külot giydirişimde, şarkıdan mıdır nedir, hem bende hem oğlanda bir tereddüt başlıyordu. :) "Anne ben külot sevmiyorum, bezimi seviyorum." dedi bir gün. "Evet evet oğlum, ben de ben de!" dememek için zor tuttum kendimi. "Bak şimdi külodunu giydirelim, hava sıcak, bez biraz rahatsız edebilir, popon hava alsın" diyerek, hem onu hem kendimi kandırdım, kandırıyorum.
Evet macera hala devam ediyor, gün içinde bi bez bi külot şeklinde. Uyumadan önce, kendi isteğiyle bezi getiriyor, peki diyorum, bağlıyorum. Gün içinde ben sorarsam , götürürsem, tuvalete gidiyor. Belki çok sık soruyorum ve bıktırıyorum , bilmiyorum. Henüz kakasını hiç yapmadı tuvalete. "Hadi kakanı yap, annesine gitsin, babasına gitsin, el sallıyalım!" şeklindeki ikna edici (!?!) cümlelerim şu şekilde geri püskürtülüyor. "Hayır anneeee, kaka arkadaşlarıyla oyun oynuyor, gelmek istemiyorrrr..."
Hiç bir şeyin reçetesi yok, ne uykunun, ne emzirmenin ne tuvalet eğitiminin, ne ergenliğin... Hangisiyle uğraşıyorsan, o sıralar onun en zor olduğu bir gerçek. Şimdilik tuvalette takıldık kaldık. Sifonu çekince görüşürüz inşallah...
1 Temmuz 2014 Salı
6 Haziran 2014 Cuma
Banvit ile #katkisizsevgi :)
Çocuğunuza tavuk eti yediriyor musunuz? Günümüzde tavuk yemek, çocuğuna güvenle tavuk yedirmek çok zor. Aslında her türlü gıda maddesi için bu geçerli ama tavuk eti, gıda tartışmalarının hep ortasında kalıyor. Sanırım bunun sebebi, tavuğun, besleyici özelliklerinin yanında, hem ucuz hem de kolay pişen bir gıda maddesi olması.Gectiğimiz haftasonu, Banvit firmasının daveti ile düzenlenen bir etkinliğe katıldım.
Çocukluğumdan beri bildiğim, yediğim, gerçekten ismiyle ürünü bütünleşmiş, pilicin adı olmuş Banvit. Ama benim kafamda , özellikle anne olduktan sonra tavuk etiyle ilgili bambaşka sorular vardı.
Sevgili İlgi Görener, hem firma yetkilisi, hem de kendisi de bir anne olarak, samimiyetle bize bilgi verdi, sorularımızı yanıtladı :
Banvit tavuklarında hormon yok, zaten tavuk üretiminde hormonun yeri yokmuş. Antibiyotik (gerekli olursa) en fazla 3 kez kullanılıyor. Kesimhaneye gitmeden önce gerekli tüm kontrolleri yapılıyor. Devletin veterinerlerinin yaptığı kontroller dışında, Banvit kendisi de kontrolleri yapıyor. Yani hiç bir kalıntı kalmamış halde kesimhaneye gidiyor piliçler. Zaten, oluşturulan izlenebilir bilgi sistemi sayesinde, civciv hallerinden, 45 gün sonra kesimhane gidene kadar ki zamana kadar, tüm süreç kayıt altında tutuluyor. Ne zaman aşısı olmuş, ne zaman ilaç almış, vs. İsteyen, merak eden evine aldığı tavuk üzerindeki numaralarla bu sürece bakabilir.
Banvitburada.com sayesinde dilediğiniz banvit ürünleri , istediğiniz saatte evinize geliyor. Henüz denemedim, ama yazın sıcak günlerinde , özellikle et, tavuk alışverişi zorlaştığında deneyeceğim.
Özellikle çocuklara yönelik , nugget gibi, pişirilmiş ürünlerine çok özen gösteriyorlar. Katkısız Lezzet ,yani tamamen katkısız, sadece göğüs ve kalça etinden yapılıyor olması. Üzerindeki sadece ekmek kırıntısı, rengi ise zerdeçaldan geliyor. Kanunen izin verimesine rağmen içlerinde (E...) diye tabir edilen koruyucu maddeler yok.
Ayrıca pek yakında www.katkisizsevgi.com sitesinde çocuklarımız için çok güzel tarifler bulacağımızın müjdesini de aldık.
Çocuğuma ne yedirmeli , ne yedirmemeli konusunda benim izlediğim yol, her söylentiye kulak verip evhamlarımı azdırmak yerine, annelik içgüdümle, bilimsel dayanağı olan gerçekleri kombinlemekten ibaret. Tatilde , seyahatte, böyle gıdalar aldığım zaman suçluluk duymayacağım bundan sonra , Banvit ile içim rahat edecek, buna eminim.
Son olarak, Banvit'in,beni dinlerken bile heyecanlandıran, sevindiren, Düşler Akademisi, Kızlar Banvit'le Okula, Akıllı Çocuk Sofrası gibi çok güzel sosyal sorumluluk projeleri var. Artarak çoğalmalarını ve diğer büyük firmalara örnek olmasını dilerim.
31 Mayıs 2014 Cumartesi
Durum?!
Yazmak zor, düşünmek kolayken...
Ağlamak kolay, katlanmak çok çok zorken...
Bunca kötülüğün, bunca acının yanında, basit olanla mutlu olabilmeyi istemek, çocukluğunu özlemek ne kadar acı verici, halbuki güzel bir şey olmalı bu özlem! :(
Güzel günler görebilecek miyiz cocuklar?
Ağlamak kolay, katlanmak çok çok zorken...
Bunca kötülüğün, bunca acının yanında, basit olanla mutlu olabilmeyi istemek, çocukluğunu özlemek ne kadar acı verici, halbuki güzel bir şey olmalı bu özlem! :(
Güzel günler görebilecek miyiz cocuklar?
29 Mart 2013 Cuma
22 ay... :)
oğlum büyüyor...
İnanılmaz ama gerçek, daha dün gibi şiş göbeğimle, mide yanmaları had safhada, elimde ayrılmaz parçam olmuş Gaviskon şişesi ve tabi doğum korkusuyla, nasıl olacak nasıl yarebbim diye dolaşırken....
--Her sabah anneaa, annea sesleriyle uyanıyorum...
--Hadi bir sarıl anneye dediğim zaman, önce koridorun sonuna kadar gidip, ordan koşmaya başlıyor kucağıma doğru...
--15 ay boyunca aç dolaşan iştahsız oğlum, kazara mutfağın önünden geçsem, içeri sürükleyip, meammma (mama) diye çekiştirmeye başlıyor.
--Kahvaltısını kendi yapıyor. Diğer yemeklerini de, eğer sulu yemek değilse, kendi yemek istiyor.Ben yedirmeye çalıştığımda sıkılıyor ve bırakıyor.
--Yapışık ikizler gibiyiz. Evin içinde el ele dolaşıyoruz. Gün içinde afakanlar basmama sebep olsa da bu durum, şimdi buraya yazarken , içimden ılık birşeyler akıyor, yüzümde şapşal bir mutluluk gülümsemesi beliriyor tabi :)
--Çocuk parkına gidiyoruz elbette her gün. Ama ne salıncaktan ne kaydıraktan fazla hoşlanmıyor. Etrafı seyretmeyi, her şeye dokunup keşfetmeyi seviyor.
--Uykuları hala tam düzenli değil. bir kaç gün akşam 8 sabah 8 uyuyarak, bize cenneti yaşatıyor ve pek tabi rahata alıştırıyor, sonra birden sabah 5'de kahvaltıya oturuyor...
--Saçları kıvırcık, gözlerinin içi gülüyor. Zorlama kahkaha atmaya çalışıyor ve çok komik oluyor.
-- İstediği şeyi verdiğim zaman mesela suyunu, yada uzanamadığı oyuncağını, yüzüme bakıp gülümsüyor ve hafifce başını yanağıma yaslıyor. Kendince teşekkür ediyor.
--Annea, babba, meamma, dedde başta olmak üzere bir çok kelimeyi güzel kullanıyor, tüm gün kendi diinde hiç durmadan mırıldanıyor, bazen melodik şekilde hatta, sanırım şarkı söylüyor :) Bana fiziksel olarak pek benzemese de böyle küçük detaylarda benzerlik yaşamak insanı nasıl da sevindiriyor :)
İnanılmaz ama gerçek, daha dün gibi şiş göbeğimle, mide yanmaları had safhada, elimde ayrılmaz parçam olmuş Gaviskon şişesi ve tabi doğum korkusuyla, nasıl olacak nasıl yarebbim diye dolaşırken....
İşte artık 22 aylık benim oğlum...
--Her sabah anneaa, annea sesleriyle uyanıyorum...
--Hadi bir sarıl anneye dediğim zaman, önce koridorun sonuna kadar gidip, ordan koşmaya başlıyor kucağıma doğru...
--15 ay boyunca aç dolaşan iştahsız oğlum, kazara mutfağın önünden geçsem, içeri sürükleyip, meammma (mama) diye çekiştirmeye başlıyor.
--Kahvaltısını kendi yapıyor. Diğer yemeklerini de, eğer sulu yemek değilse, kendi yemek istiyor.Ben yedirmeye çalıştığımda sıkılıyor ve bırakıyor.
--Yapışık ikizler gibiyiz. Evin içinde el ele dolaşıyoruz. Gün içinde afakanlar basmama sebep olsa da bu durum, şimdi buraya yazarken , içimden ılık birşeyler akıyor, yüzümde şapşal bir mutluluk gülümsemesi beliriyor tabi :)
--Çocuk parkına gidiyoruz elbette her gün. Ama ne salıncaktan ne kaydıraktan fazla hoşlanmıyor. Etrafı seyretmeyi, her şeye dokunup keşfetmeyi seviyor.
--Uykuları hala tam düzenli değil. bir kaç gün akşam 8 sabah 8 uyuyarak, bize cenneti yaşatıyor ve pek tabi rahata alıştırıyor, sonra birden sabah 5'de kahvaltıya oturuyor...
--Saçları kıvırcık, gözlerinin içi gülüyor. Zorlama kahkaha atmaya çalışıyor ve çok komik oluyor.
-- İstediği şeyi verdiğim zaman mesela suyunu, yada uzanamadığı oyuncağını, yüzüme bakıp gülümsüyor ve hafifce başını yanağıma yaslıyor. Kendince teşekkür ediyor.
--Annea, babba, meamma, dedde başta olmak üzere bir çok kelimeyi güzel kullanıyor, tüm gün kendi diinde hiç durmadan mırıldanıyor, bazen melodik şekilde hatta, sanırım şarkı söylüyor :) Bana fiziksel olarak pek benzemese de böyle küçük detaylarda benzerlik yaşamak insanı nasıl da sevindiriyor :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)