Şu an...
Gündüz gündüz 3 saat uyudum üzerinize afiyet...
Oksijen çarpması denilen bir durum yaşıyorum sanırım son bir kaç gündür...
Bin küsur rakımda, sadece çekirge ve kuş sesleri kulağımda, yattığım hamakta gözlerim sadece ceviz ağacının muhteşem yeşilliğine bakıyor...
Böyle huzurlu zamanlarda , kafamın içinde illa bu "anı" rezil edecek salak saçma birkaç soru, hiç bilemedin meşhur evhamlarımdan birisi olur. Şu an o da yok... (Oğlan çiş mi yapmış kaka mı, umurumda bile değil, o derece... :) )
Tüm kalbimle şükür ve dua ediyorum Allah'a.
Güzel zamanlar yaşamıyoruz pek ama daha iyisi için umudumuzu eksik kılma kalbimizden diye...
10 Temmuz 2014 Perşembe
1 Temmuz 2014 Salı
Tuvalet eğitiminde çuvallamak!
Siz siz olun bunları yapmayın diye yazıyorum...
Önce 2 yaş civarı bir deneyelim, olmadı mı, hadi 2,5 yaş , yine olmadı çocuk bunaldı, hadi yaz geldi , tam 3 yaş olduk, yine deneyelim.... offfff
Tuvalet eğitimine bodoslama atlamadım. Okudum, araştırdım. Etrafımdaki annelerin tecrübelerinden, yazdıkları yazılardan faydalandım. Ama gel gelelim, nasıl oldu da bu kadar çuvalladım, yapılmaması gereken herşeyi bir bir nasıl yaptım bilmiyorum.
Aslında biliyorum.
Ben hiç hazır değildim. Çünkü bez konforluydu, bez rahattı. 36 ay boyunca ne pişik derdimiz oldu, ne alerji, en büyük problem masrafıydı, rahatlığı yüzünden onu da gözüm görmüyordu. Bilinçaltım beze bu kadar bağlıyken, çocuğu nasıl ikna edecektim?
"Bezleri çıkardık, külotlar giydik" şarkısı eşliğinde her külot giydirişimde, şarkıdan mıdır nedir, hem bende hem oğlanda bir tereddüt başlıyordu. :) "Anne ben külot sevmiyorum, bezimi seviyorum." dedi bir gün. "Evet evet oğlum, ben de ben de!" dememek için zor tuttum kendimi. "Bak şimdi külodunu giydirelim, hava sıcak, bez biraz rahatsız edebilir, popon hava alsın" diyerek, hem onu hem kendimi kandırdım, kandırıyorum.
Evet macera hala devam ediyor, gün içinde bi bez bi külot şeklinde. Uyumadan önce, kendi isteğiyle bezi getiriyor, peki diyorum, bağlıyorum. Gün içinde ben sorarsam , götürürsem, tuvalete gidiyor. Belki çok sık soruyorum ve bıktırıyorum , bilmiyorum. Henüz kakasını hiç yapmadı tuvalete. "Hadi kakanı yap, annesine gitsin, babasına gitsin, el sallıyalım!" şeklindeki ikna edici (!?!) cümlelerim şu şekilde geri püskürtülüyor. "Hayır anneeee, kaka arkadaşlarıyla oyun oynuyor, gelmek istemiyorrrr..."
Hiç bir şeyin reçetesi yok, ne uykunun, ne emzirmenin ne tuvalet eğitiminin, ne ergenliğin... Hangisiyle uğraşıyorsan, o sıralar onun en zor olduğu bir gerçek. Şimdilik tuvalette takıldık kaldık. Sifonu çekince görüşürüz inşallah...
Önce 2 yaş civarı bir deneyelim, olmadı mı, hadi 2,5 yaş , yine olmadı çocuk bunaldı, hadi yaz geldi , tam 3 yaş olduk, yine deneyelim.... offfff
Tuvalet eğitimine bodoslama atlamadım. Okudum, araştırdım. Etrafımdaki annelerin tecrübelerinden, yazdıkları yazılardan faydalandım. Ama gel gelelim, nasıl oldu da bu kadar çuvalladım, yapılmaması gereken herşeyi bir bir nasıl yaptım bilmiyorum.
Aslında biliyorum.
Ben hiç hazır değildim. Çünkü bez konforluydu, bez rahattı. 36 ay boyunca ne pişik derdimiz oldu, ne alerji, en büyük problem masrafıydı, rahatlığı yüzünden onu da gözüm görmüyordu. Bilinçaltım beze bu kadar bağlıyken, çocuğu nasıl ikna edecektim?
"Bezleri çıkardık, külotlar giydik" şarkısı eşliğinde her külot giydirişimde, şarkıdan mıdır nedir, hem bende hem oğlanda bir tereddüt başlıyordu. :) "Anne ben külot sevmiyorum, bezimi seviyorum." dedi bir gün. "Evet evet oğlum, ben de ben de!" dememek için zor tuttum kendimi. "Bak şimdi külodunu giydirelim, hava sıcak, bez biraz rahatsız edebilir, popon hava alsın" diyerek, hem onu hem kendimi kandırdım, kandırıyorum.
Evet macera hala devam ediyor, gün içinde bi bez bi külot şeklinde. Uyumadan önce, kendi isteğiyle bezi getiriyor, peki diyorum, bağlıyorum. Gün içinde ben sorarsam , götürürsem, tuvalete gidiyor. Belki çok sık soruyorum ve bıktırıyorum , bilmiyorum. Henüz kakasını hiç yapmadı tuvalete. "Hadi kakanı yap, annesine gitsin, babasına gitsin, el sallıyalım!" şeklindeki ikna edici (!?!) cümlelerim şu şekilde geri püskürtülüyor. "Hayır anneeee, kaka arkadaşlarıyla oyun oynuyor, gelmek istemiyorrrr..."
Hiç bir şeyin reçetesi yok, ne uykunun, ne emzirmenin ne tuvalet eğitiminin, ne ergenliğin... Hangisiyle uğraşıyorsan, o sıralar onun en zor olduğu bir gerçek. Şimdilik tuvalette takıldık kaldık. Sifonu çekince görüşürüz inşallah...
6 Haziran 2014 Cuma
Banvit ile #katkisizsevgi :)
Çocuğunuza tavuk eti yediriyor musunuz? Günümüzde tavuk yemek, çocuğuna güvenle tavuk yedirmek çok zor. Aslında her türlü gıda maddesi için bu geçerli ama tavuk eti, gıda tartışmalarının hep ortasında kalıyor. Sanırım bunun sebebi, tavuğun, besleyici özelliklerinin yanında, hem ucuz hem de kolay pişen bir gıda maddesi olması.Gectiğimiz haftasonu, Banvit firmasının daveti ile düzenlenen bir etkinliğe katıldım.
Çocukluğumdan beri bildiğim, yediğim, gerçekten ismiyle ürünü bütünleşmiş, pilicin adı olmuş Banvit. Ama benim kafamda , özellikle anne olduktan sonra tavuk etiyle ilgili bambaşka sorular vardı.
Sevgili İlgi Görener, hem firma yetkilisi, hem de kendisi de bir anne olarak, samimiyetle bize bilgi verdi, sorularımızı yanıtladı :
Banvit tavuklarında hormon yok, zaten tavuk üretiminde hormonun yeri yokmuş. Antibiyotik (gerekli olursa) en fazla 3 kez kullanılıyor. Kesimhaneye gitmeden önce gerekli tüm kontrolleri yapılıyor. Devletin veterinerlerinin yaptığı kontroller dışında, Banvit kendisi de kontrolleri yapıyor. Yani hiç bir kalıntı kalmamış halde kesimhaneye gidiyor piliçler. Zaten, oluşturulan izlenebilir bilgi sistemi sayesinde, civciv hallerinden, 45 gün sonra kesimhane gidene kadar ki zamana kadar, tüm süreç kayıt altında tutuluyor. Ne zaman aşısı olmuş, ne zaman ilaç almış, vs. İsteyen, merak eden evine aldığı tavuk üzerindeki numaralarla bu sürece bakabilir.
Banvitburada.com sayesinde dilediğiniz banvit ürünleri , istediğiniz saatte evinize geliyor. Henüz denemedim, ama yazın sıcak günlerinde , özellikle et, tavuk alışverişi zorlaştığında deneyeceğim.
Özellikle çocuklara yönelik , nugget gibi, pişirilmiş ürünlerine çok özen gösteriyorlar. Katkısız Lezzet ,yani tamamen katkısız, sadece göğüs ve kalça etinden yapılıyor olması. Üzerindeki sadece ekmek kırıntısı, rengi ise zerdeçaldan geliyor. Kanunen izin verimesine rağmen içlerinde (E...) diye tabir edilen koruyucu maddeler yok.
Ayrıca pek yakında www.katkisizsevgi.com sitesinde çocuklarımız için çok güzel tarifler bulacağımızın müjdesini de aldık.
Çocuğuma ne yedirmeli , ne yedirmemeli konusunda benim izlediğim yol, her söylentiye kulak verip evhamlarımı azdırmak yerine, annelik içgüdümle, bilimsel dayanağı olan gerçekleri kombinlemekten ibaret. Tatilde , seyahatte, böyle gıdalar aldığım zaman suçluluk duymayacağım bundan sonra , Banvit ile içim rahat edecek, buna eminim.
Son olarak, Banvit'in,beni dinlerken bile heyecanlandıran, sevindiren, Düşler Akademisi, Kızlar Banvit'le Okula, Akıllı Çocuk Sofrası gibi çok güzel sosyal sorumluluk projeleri var. Artarak çoğalmalarını ve diğer büyük firmalara örnek olmasını dilerim.
31 Mayıs 2014 Cumartesi
Durum?!
Yazmak zor, düşünmek kolayken...
Ağlamak kolay, katlanmak çok çok zorken...
Bunca kötülüğün, bunca acının yanında, basit olanla mutlu olabilmeyi istemek, çocukluğunu özlemek ne kadar acı verici, halbuki güzel bir şey olmalı bu özlem! :(
Güzel günler görebilecek miyiz cocuklar?
Ağlamak kolay, katlanmak çok çok zorken...
Bunca kötülüğün, bunca acının yanında, basit olanla mutlu olabilmeyi istemek, çocukluğunu özlemek ne kadar acı verici, halbuki güzel bir şey olmalı bu özlem! :(
Güzel günler görebilecek miyiz cocuklar?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
